07:08

Günlük hayatta ayakkabının tek karşılığının 'sneakers' olduğunu varsayan ben, son sezonlarda erkekler için üretilen sneaker'ların acaba ne günah işledik ve bu eziyete katlanıyoruz sorusunu tasarımcılar duymuş olacak ki bu sezon gördüğüm her ayakkabıya karşı derin hisler besliyorum. Bu sezon çoğunlukla high-end markaların Golden-goose markasının yıllardır sürdürdüğü eskimiş ve kullanılmış, kişilikli ayakkabı profilini defalarca kullandığını görebilirsiniz. Aralarına henüz 3 gün önce katılan ve sezonun bence en çok konuşulacak parçası ise 'Vetements x Reebok' işbirliğinin bir ürünü olan Pump sneaker -en üst sağ- , söylediğim herşeyi destekliyor. Üzerinde çeşitli el yazısı yazılar ve minik çizimler var, ama güzel gözüktüğünü kabul etsemde 760$'ın böyle bir ayakkabı için oldukça pahalı olduğunu
söyleyebilirim. Yukarıdaki görseli hazırlarken aklıma gelen ve bu sezon çok sık gördüğüm bir diğer parça ise Yeezy markasına ait Boost'un 'Saint Pablo Lives Young' açılımı  olan SPLY 350 modeli, Kardashian/Jenner Klanının dünyaya kazandırdığı bir diğer trend olarak karşımızda. Boost serisinin son parçası bu ayakkabı diğerlerinden farklı olarak nispeten daha tasarım ve dinamik gözüksede aslında akıllıca bir yenilik olarak yanlarda neon turuncu yarıkların dışında pek bir farkı yok. Son zamanlarda kullanılmış modeller üzerinde minik değişiklikler yaparak piyasaya geri sunan markalar arasında Adidas'ta kendi yerini aldı, ikonik Superstar modelinin çizgilerine doldurduğu kırmızı kadife iplikler, yazının başında bahsettiğim kullanılmış ve eskimiş görüntüyü taşıyor. Şu anda yine Kylie Jenner ve arkadaşlarından türeyen geri getirilmiş bir trend ise Converse ve Vans'ın renkli ve farklı tasarımları.Yıllardır geri planda olan Converse'in bir tasarımcıyla H&M'in yolundan giderek işbirlikçi olarak yeniden raflara dönmesi bekleniyor ama kim ve ne zaman şimdilik bir sır. 

11:27



Bazen sıradan günler  içinizi olması gerektiğinden daha fazla mutluluk ve huzurla dolduruyor, işte öyle günleri geri sarıp tekrar tekrar yaşamak istiyorum. Bundan iki hafta önce tam da öyle bir günde, arkadaşlarımla buluşmak için evden çıktım, genelde buluşup gideceğimiz yere öyle karar veriyoruz. Bu sefer de öyle oldu ama gidecek bir yer bulamadık, her seferinde olduğu gibi Karaköy kurtarıcımız oldu. Bizde kendimizi Colonie'de bulduk. Colonie yemekleriyle favorim olmasada acı kokteylleri ve atıştırmalıklarıyla oldukça güzel bir yer. Kalabalık gruplarla gittiğinizde de bence oldukça eğlenceli, hele ki öğlen 2'de üç tane horseradish black gibson içtikten sonra emin olun çok daha eğlenceli oluyo.
-alkolik olmadığımı da belirtmek isterim-.
Sonrasında akşamüstü Colonie'den çıkıp dolabımın yarısının mağazadan taşındığı Bey Karaköy'e uğradım. Sürekli ürün sirkülasyon'u olduğu için her hafta gitseniz bile mutlaka yeni şeyler bulabilirsiniz, ben Giray Sepin'in AW16 koleksiyonundan kadife bir sweatshirt ve Samsoe-Samsoe markasından birkaç t-shirt aldım. Bey Karaköy'den sık alışveriş yapma sebeplerimden bir diğeri ise ürün seçkisinin oldukça sade ve başarılı olması ayrıca Sandro, All Saints, Whyred ve Samsoe gibi markaları çok daha ucuza bulabilirsiniz. Biz Bey'den çıktığımızda saat 5'i geçiyordu, normalde planımız akşam yemeği için Four Seasons'a gitmekti ama o saatte Karaköy-Ortaköy hattı görebileceğiniz en yoğun trafiğe sahip o yüzden Karaköy'den çıkmamaya  karar verdik ve hemen fransız pasajının girişinde Bej Karaköy'e gittik, ben yemekleri oldukça beğendim. 
Kısaca sadece yemek, kokteyller, alışveriş ve en yakın arkadaşların olduğu bir gündü. #TGIF

WEARING;

H&M Studio Faux fur shearling ceket 
Massimo Dutti mont burada 
Iamnotbasic t-shirt burada
Cheap Monday pantolon burada
Fenty x Puma ayakkabılarım burada